Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

TÜRKİYE'DE YABAN HAYATI VE TABİİ YAŞAMA ORTAMLARI

        Yaban hayatı denilince "tabii yetişme şartlarında yaşayan yabani bitki ve hayvan toplulukları ile bu canlıların yaşadığı ortamın bütünü" akla gelmelidir. Böyle bir tarif doğanın bütününü kapsamaktadır. Türkiyemiz açısından olaya baktığımız zaman ilk nazarda son derece şanslı olduğumuzu düşünmek mümkündür. Çünkü Anadolu yarımadası 36-42 derece kuzey enlemleri ile 26-45 derece doğu boylamları arasında, üç tarafı denizlerle çevrili durumdadır. Bundan dolayı da çok çeşitli bitki ve hayvan türlerinin yaşayabilmesi için elverişli şartlara sahiptir. Ayrıca Avrupa- Afrika arasında göçmen kuşların da en önemli göç yollarından ikisi Anadolu yarımadasından geçmektedir. Bu da yerli türlerin dışında çok çeşitli göçmen kuşların da yaşadığı bir alan olmasına yol açmaktadır. Bütün bu bilgiler, Türkiye'de yaban hayatına neden dünyanın birçok ülkelerinden daha fazla önem verilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Türkiye'deki yaban hayvanlarının yaşama alanlarını genel bir yaklaşımla 5 bölüme ayırmak mümkündür:

1- Ormanlık alanlar
2- Tarım alanları
3- Bakir alanlar
4- Sulak alanlar
5- Diğer alanlar

Türkiye'de yukarıda sayılan çeşitli yaşama alanlarının her birine rastlamak mümkündür. Bilindiği gibi 1973 yılı amenajman planlarına göre Türkiye'nin 20 milyon hektarlık bir bölümü orman alanıdır.Buna göre Türkiye'nin %25'inden fazla bir kısmı orman alanıdır. Bu yaban hayatı bakımından çok önemlidir. Tarım alanlarımız ise yaklaşık 27 milyon hektar olup, bu alanlarda yaban hayatı için küçümsenmeyecek yerlerdir. Bakir alanlar tarım ve orman yaban hayatı alanından fazla olup, yaklaşık 30 milyon hektarı bulurlar. Bu alanlar da yaban hayatı bakımından hem çeşitliliği hem de üretimi sağlamaktadırlar.Bakir alanların 1 milyon hektara yakın kısmı göl, baraj gölleri ve bataklıklar olarak sulak alan kapsamındadır. Ancak Türkiye'nin üç yanının denizlerle kaplı olduğu ve buralarda küçümsenmeyecek kadar canlıların yaşadığı düşünülürse potansiyelin 1 milyon hektarın pek çok üstünde olduğu anlaşılır. Diğer alanlara gelince bunlar da yukarıda sayılan alanlardan özel olarak ayrılmış çeşitli ev ve okul bahçeleri, parklar, yol kenarı parkları, milli parklar, koruma alanları, üretme alanları vb. alanlardır ki yaban hayatı açısından önemli görevleri bulunmaktadır.

İşte bütün bu yaşama ortamlarının yer aldığı coğrafi konumu gereği farklı ekosistemlere ve iklim kuşaklarına sahip Türkiye, gerek flora gerekse fauna açısından oldukça zengin bir özellik sunar. Araştırmalar, Türkiye genelinde 120 memeli ,439 kuş, 130 sürüngen ve 345 balık türünün yaşadığını ortaya çıkarmaktadır. Yapılan saptamalar, Avrupa'da nesli tükenmekte olan 36 memeli hayvan türünün 15'i(%42), 72 kuş türünün 46'sı(%63.8) ve 47 sürüngen türünün 18'inin(%38) ülkemizde yaşadığı yönündedir. Ancak 20. yüzyılın başına kadar süren bu tür ve sayısal zenginliğin bu yüzyılın yaşadığımız son 20 yıllarında kalmadığı söylenebilir. Yüzyıl başlarında flora ve fauna tür envanterine sahip olmadığımızdan, bu gün de kesin olarak bir envanterin bulunmamasından kaybolan türleri tam olarak belirlememize olanak yoktur. Yalnız tarih çağlarında II. yüzyıla kadar Anadolu'da, aslanın yaban öküzlerinin ve yaban eşeklerinin yaşadığını tarih kalıntılarından bilebiliyoruz. Son elli yıl içinde, özellikle yüzyılın ikinci yarısında kalkınma süreci içine giren ülkemizde nüfus artışına paralel olarak birçok doğal alanların, ormanların, meraların, sulak alanların ortadan kalktığını görerek yaşamaktayız. Bu doğal alanların kentleşme, alt yapı tesislerinin gelişmesi, tarıma açılması ile ortadan kalkması sonucu birçok değerli flora ve fauna türünün de yok olduğu bir gerçektir. Fakat yok olan tüm türleri tek tek belirtmek mümkün değildir. Orta Anadolu2da geniş ve zengin meraların tarım alanlarına dönüşmesi ve daralan meralarda yoğun otlatma baskısı yüzünden birçok ot türü yok olmuştur. Yurdumuzda yüzyılın ortalarında çok yaygın olan sıtma ile savaşta birçok bataklık kurutulmuş, birçoğu yoğun yoğun şekilde ilaçlanmış, çeltik ekimi sınırlanmış ve kurutulan bataklıklarla ortadan kaldırılan sıtma ile ile birlikte sulak saha yaşama ortamı ile birçok türde yok olmuştur. Sulak sahaların kurutulması tarım alanları kazanmak içinde süregelmiştir, ve sürmektedir. Mesela Amik gölünün kurutulması ile yılan boyun kuşu ortadan kaybolmuştur. 1956'lı yıllarda güneydoğu sınırımızı tehdit eden çekirge afetine karşı girişilen yoğun mücadele sonucunda, halk tabiriyle dağdaki yılan ve akrepler de ölürken, uluslararası kuruluşların dikkatini çeken Kelaynak kuşları en büyük darbeyi yemiş ve populasyonları kritik bir düzeye gelmiştir. Yaban hayvanları içinde yer alan av hayvanları, nüfus artışına paralel olarak, ulaşım olanaklarının da gelişmesi neticesinde büyük baskı altında kalmışlardır. Ağır av baskısının yanı sıra, yaşam ortamlarını tahrip edilmesi, yer yer aşırı tarım ilaçları kullanımı av hayvanlarını türce ve büyük ölçüde sayısal azalmalarına neden olmuştur. Yaban hayatında bu azalmalar, doğal yaşama ortamlarının yok olması yurdumuzda olduğu gibi dünyanın diğer ülkelerinde de güncel sorunlar arasında önemli yer almış ve tüm ülkeler çeşitli önlemler alma gereksinmesi duymuşlardır. Türkiye'deki hayvan türlerinin genel bir açıklamasına geçmeden önce hayvan türlerinin yurdumuz ve dünyadaki sayısal karşılaştırmasını yapmakta yarar vardır:

HAYVAN GRUBU

TÜR SAYILARI

DÜNYADA TÜRKİYEDE
Memeliler 4200 120
Kuşlar 9000 418
Sürüngenler 5115 93
Kurbağalar 3125 18
Balıklar 21000 368

  

 

 

  YABAN HAYATI VE COĞRAFİ ORTAM İLİŞKİSİ:

Yurdumuzda birbirine benzeyen yaşama muhitleri genel olarak 4 sınıfa ayrılır.(bu alanlar kendi aralarında da bazı farklılıklar gösterir, bunlardan da bahsedilecektir.)

1- Ormanlık sahalar
2- Tarım alanları
3- Açık alanlar ve boş araziler
4- Sulak sahalar

Şimdi bu yaşam muhitlerini tarifle hangi yaban hayvanlarının buralarda rastlanabileceğine geçebiliriz.

1- Ormanlık Sahalar : Fundalık ve makilikler dahil, baltalık, bozuk baltalık, koru ve bozuk koru ormanları bu kapsama girer. Ormanlık sahalarda bulunması gereken hayvanlardan ilk akla gelenleri çift tırnaklı büyük hayvanlardır. Bunların dışında geviş getirmeyen yaban domuzu gelir. Yaban domuzu istisnasız bütün ormanlık sahalarda vardır.Bundan sonra akla karaca, geyik ve ala geyik gelir.Karaca daha ziyade korulu baltalık ve baltalıkları tercih eder. Geyik ise yapraklı ve yapraklı ibreli karışım ormanları tercih eder. Ala geyik ise, güneyin sarp olmayan makiyle karışık kızıl çam ormanlarında görülür. Mesela : Toroslar, Kuzey Doğu Anadolu dağlarında, yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi ise ormanla orman üstü zon arasında yaşar. Ormanlarda bunun dışında rastlanan hayvanların başında ayı, kurt gelir. Pars da ormanlara yaşayan bir hayvandır. Fakat o da Güney-güney batı ve güney doğudaki sarp ve ıssız ormanları tercih eder.Tilki, çakal, porsuk, sansar, kakın, vaşak, yaban kedisi, sincap ve tavşan ormanlarda rastlanan memeli hayvanlardır. Kuşlardan ise tahtalı güvercin, çullu, kara tavuk, ardıç kuşları, kargalar, sülün ve turaç makilik ve ormanların tarım alanlarıyla iç içe olduğu yerleri tercih ederler. Ormanlık bölgelerde suyun varlığı, akarsular, çaylar, kaynaklar, pınarların ıslattığı çayırlar bu yaban hayvanları için hayati bir önem taşır. Ormanlarda Ceylan 'a, Toy'a, Mezgeldik'e rastlamak mümkün değildir. Zira bunların yaşama alanları steplerdir. Fundalıklar, çalılıklar, tarım alanlarını çevreleyen baltalıklar keklik için iyi bir yaşama muhitidir. Ağaçlandırma sahaları da keklik, tavşan, tilki, çakal, porsuk hatta yaban domuzu için iyi birer yaşama ortamıdırlar.

2- Tarım Alanları : Tarım alanları işlenen arazilerdir. Bunlarda çok değişiklik arz ederler. Tarım alanlarını da kendi aralarında şöyle ayırabiliriz:
a) Açık tarım alanları,
b) Bağlar ve bahçeler,
c) Meyvelikler,
d) Karışık tarım alanları

a) Açık tarım alanlarında, daha ziyade arpa, buğday ekilen alanlarda rastlanan yaban hayvanları çil keklik, bıldırcın, güvercin, kum kekliği, sığırcık ve kargalardır.(kum kekliği sadece Güneydoğu Anadoluya hastır.) Bu alanlarda memelilerde tavşan, kokarca, tilki mevcuttur. Bu alanlar içinde veya yakınlarında mevcut kayalıklar, sarplıklar varsa porsuk, kurt ve sırtlana rastlamak mümkündür. Engebeli arazide tabiatıyla boş alanlar ve ufak tefek çalılıklar veya bu alanlara karışmış fundalık varsa kınalı keklik, sansar, karakulak ta faunaya karışır.
b) Bağlar ve bahçeler, tavşan, keklik, çil keklik, çulluk, üveyik, güvercinler, sığırcık, karatavuk, sarıasma gibi eti için avlanan hayvanlarla çakal, tilki, porsuk, kokarca, sansar, kakım ve gelincik gibi av zararlılarının barındığı yerlerdir. ayrıca çeşitli küçük kuşlar içinde iyi bir yayılış sahasıdır.
c) Geniş alanları kaplayan meyvelikler, çulluk, üveyik, güvercinler, sığırcık, karatavuk, sarıasma gibi kuşlar için barınak teşkil eder. Meyvelikler içinde de tilki, çakal, porsuk, kakım ve tavşan barınabilir. Ancak b ve c maddelerinde belirtilen sahalar, toprağı devamlı işlenen ve kapalılık arz eden sahalar olması bakımından avcılık yönünden önemsizdir. üstelik 3167 sayılı kara avcılığı kanununun 8. maddesi de bu gibi yerlerde sahibinin rızası olmadan avlanmayı men eder.
d) Karışık tarım alanları tarifinden çeşitli ürünlerin yetiştirildiği tarlaların, bağ ve bahçelerin, meyveliklerin, açık alanlarda küçük parçalar halinde fundalık, baltalık ve ağaçların karıştığı yerlerdir. Yurdumuzun birçok yerlerindeki sahalar köy çevreleri bu karakteri taşır. Buralarda da daha ziyade küçük av hayvanlarına rastlanır. Bunlar tavşan, keklik, çil, üveyik, güvercin, karatavuk, sığırcık gibi eti için avlanan av hayvanları ile tilki, çakal, hatta kurt, sırtlan gibi yırtıcılar, porsuk, kokarca, kakım gibi hayvanlara rastlanır. Avcılarımızın en çok avlandığı sahalar da bu karakterdeki arazilerdir. Esasen Orta Anadolu stepleri Doğu Anadolu yüksek yaylası, ormanlık ve dağlık sahaların dışında kalan ve kırsal yerleşme alanlarını çevreleyen araziler genellikle bu karakterdedir.

3- Açık araziler ve boş arazilere gelince bunları da üçe ayırmak zorunda kalırız:
a) Orta Anadolu Stepleri,
b) Doğu Anadolu Yüksek Yaylaları,
c) Orman Üstü Açıklıklar, Alpin Zonları.

Genel olarak yurdumuz engebeli bir karaktere sahiptir. Yukarıda üçe ayrılan açık alanlar düz, hafif engebeli ve sarp karakterler gösterir. Bu karakterlerine göre barındırdıkları hayvanlarda değişiklik vardır. Şimdi sırasıyla nerelerde hangi hayvanlara rastlayacağımıza gelebiliriz.

a) Orta Anadolu Stepleri bilindiği gibi antropojen steplerdir. Uzun asırlardan sonra stepleşen Orta Anadolu'da kendine has bir fauna gelişmiştir. Memeli hayvanlardan yaban koyunu stebin yumuşak engebeli kısımlarında yaşar. Stebin tarım alanlarına dönüşmesi sonucunda yaşama alanı çok daralmış ve bugün sadece Konya-Bozdağ'daki rezerv dahilinde kalmıştır. Stebin diğer hayvanları arasında etoburlardan kurt, tilki, kokarca, porsuk gelir. Porsuk daha ziyade stepteki vadilerin çok kayalıklı ve çalılıklı yerlerinde bulunur. Tavşan bu alanda da iyi yaşama şartları bulur. Step kuşları yönünde memelilerden daha fazla bir zenginlik ihtiva eder. Keklik, çil, bıldırcın, bağırtlak, toy, mezgeldek, turna, güvercinler, sığırcık ve çok çeşitli kuşlara stepte rastlanır. Burada Güney Doğu Anadolu'da, Mezopotamya'nın yukarı bölümü olan Urfa ve Mardin civarındaki geniş açık alanlardaki yaban hayvanlarından bahsetmek gerekir. G.D. Anadolu, Asya ve Afrika kıtalarıyla Asya-Avrupa arasında köprü görevini gören Anadolu yarımadasında bu üç kıtanın birleşme noktasını teşkil eder. Bu bakımdan burada her üç kıtaya ait türlere rastlamak mümkündür. Mesela buranın karakteristik hayvanı ceylandır. Diğer bütün step hayvanlarına burada rastlandığı gibi, Afrika türü olan Yakalı toy, Kum kekliği, Kılkuyruk, Bağırtlak, Kelaynak, Afrika türü Kız kuşu gibi, diğer değişik türlere de rastlanmaktadır.

b) Doğu Anadolu Yüksek Yaylaları, fauna bakımından da daha değişiklik arz eder. Doğu Anadolu'nun Van Gölü çevresinde İran'la yurdumuz arasında göç eden oldukça büyük bir yaban koyunu populasyonu vardır. Yüksek yaylaların sarplıklarında yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, kurt, ayı ve kuşlardan ürkeklik görülür. Keklik, tavşan, tilki, kokarca, porsuk, sansar, kakım her tarafta yaygındır. Yüksek yaylaların düzlüklerinde Toy, Turna, Mezgeldek, Bağırtlak bulunur.

c) Orman üstü açıklıklar, Alpin zonlar. Buraları 2000 metrenin üzerinde orman bitip bodur çalıların, ortak sahaların ve kayaların yer aldığı alanlardır. Doğu Anadolu yüksek dağları ile yakınlığı vardır. Burada da rastlanan yaban hayvanları yaban keçileri, çengel boynuzlu dağ keçisi, ayı, kurt, kuşlardan ürkeklik, yaban horozu ve kekliktir. Ancak bu hayvanlar bu zonun altındaki ormanla ilişkilidir. Kışlar bu hayvanları ormanlara indirir, yaz aylarında ise bu sahalar iyi beslenme imkanı sağlar.

4- Sulak Sahalar : Yurdumuz sulak sahalar yönünden de çok zengindir. Sulak sahalar deyince aklımıza göller, gölcükler, bataklıklar, kışın su altında kalan veya su biriken düzlükler, nehir kenarındaki taşkın sahalar, lagünler ve deltalar, deniz kıyıları ve akarsular gelmektedir. Yurdumuz sulak sahalarının genişliği 1 milyon hektarın üzerindedir ve çok çeşitli kuş türlerini barındırmaktadır. Bu çok çeşitli su kuşlarının yaşama isteklerine cevap verecek çok değişik ortamlar vardır. Sulak sahalardan, göllerden derin olanlardan ziyade sığ göller bilhassa kışlanma ve kuluçka için daha da önemlidir. Göllerin tatlı veya acı olanları burada bulunan türlerde de değişiklik gösterir. Akarsu ve göl, bataklıklarda rastlanan memelilerin başında su samuru gelir. Güney Anadolu'da kuyruk süren (firavun sıçanı) görülür. Yine akarsu ve göl çevrelerinde saz kedisine rastlanır. Sulak sahaların kuşlar yönünden önemi büyüktür. Bugün yurdumuzun değişik yerlerindeki sulak sahalarda ornitolojik yönden uluslararası önemi haiz flamingo, kuğu, turna, kaşıkçıl, pelikan gibi kuşlar kuluçka yapmaktadırlar. Diğer taraftan yaban değeri olan yaban kazları, çok çeşitli yaban ördekleri, su çullukları, yağmurcunlar, dalgıçlar, su tavukları, kız kuşları, balıkçıllar bu sahalarda kuluçka yapmakta ve kışlamaktadırlar. Geçtiğimiz yıllarda yapılan kış sayımları sonucunda Doğu Akdeniz'de (Silifke'den Maraş'a kadar) tespit edilen yaban kazları ve yaban ördekleri miktarı 4 milyonun üzerindedir. Bu miktar bütün Avrupa'daki su kuşları miktarına eşittir. Diğer sahalar da buna eklenecek olursa yurdumuzun su kuşları açısından ne kadar zengin olduğu daha bariz olarak ortaya çıkar. Buraya kadar yurdumuzun yaban hayatı ve yaşama ortamları ile coğrafi dağılışları hakkında genel bir tanımlama yapılmış oldu. Aşağıda yurdumuzun yaban hayatı; memeliler, kuşlar, balıklar, sürüngenler ve böcekler olarak sınıflandırılmış ve ilgili tablolarda başlıca yaban hayatı zenginliğimizin dağılışı verilmiştir.

Tablo-1 : Memeliler | Tablo-2 : Kuşlar | Tablo-3 : Balıklar | Tablo-4 : Sürüngenler | Tablo-5 : Böcekler